Alanya

Stratejik konumu bakımından Akdeniz’in kıyı kesimlerinde küçük bir yarımada şeklindedir. Kuzeyinde Toros Dağları uzanır.

alanya_1

Alanya tarih boyunca, , Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorluklar için Akdeniz’de önemli bir kale vazifesi görmüştür. Selçuklu zamanında, I. Alaeddin Keykubad yönetimi altındaki bölge, jeopolitik bir önem kazanmıştır.

alanya_2

alanya_3

Alanya, Antik çağlarda korsanlara, Bizans döneminde derebeylerine ev sahipliği yapmış ve nihayet Anadolu Selçukluları döneminde de başkentliğe yükselmiş ender güzellikteki tarihi bir şehirdir.

alanya_5

alanya_4

Tarihte bilinen ilk adı Coracesium’dur. MÖ 4. yüzyılda Persler’in istilası altındadır. Daha sonra korsanların barınağı olmuştur. MÖ 139 yılında Seleki kralı kenti istila etse de korsanların barınağı olmaktan kurtulamamıştır. MÖ 65 yılında Romalı komutan Magnus Pompeius tarafından Roma İmparatorluğu topraklarına katılan şehir, Roma’nın çöküşü ile Bizans döneminde adı da “güzel dağ” anlamında Kalonoros olur.

alanya_6

Kent, 1221 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından ele geçirilmiştir. Sultan Alaaddin Keykubat derebeyi Kyr Vart’ın kızıyla evlenerek kenti yeniletmiş ve kışlık başkent yapmıştır. Kentin adını da Alâiye olarak değiştirmiştir.

alanya_7

1300 yılında Anadolu Selçukluları’nın dağılması sonucu şehir Karamanoğlu Beyliği’nin egemenliğine girer. Konya merkezli Karamanoğulları, 1427 yılında şehri 5 bin altın karşılığı Mısır Memluk Sultanlığı’na satar.

alanya_8

Nihayet Anadoluda birliğin sağlanması ve Osmanlı Beyliği’nin öne çıkması ile Alâiye, 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet’in komutanlarından Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına dahil edilir.

alanya_9

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Alâiye, önce Kıbrıs eyaletine bağlanır (1571), ardından Konya Vilayetinin sancağı yapılır (1864), sonra Antalya sancağına (1868) ve nihayet 1871 yılında da Antalya’nın ilçesi yapılır.

alanya_10

Alaaddin Keykubat döneminde şehir en parlak günlerini yaşar. Bugünkü Alanya kalesi , kızıl kule, tersane ve hala ayakta duran yapıların birçoğu o dönemdendir.

alanya_kalesi_1
Alanya Kalesi;
Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde bulunur. Surlarının uzunluğu 6.5 km.’yi bulur.

alanya_kalesi_2

Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

alanya_kalesi_4

Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır.

alanya_kalesi_3

Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek ,İçkale , Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de de son bulacak şekilde inşa edilmiştir.

alanya_kalesi_5

Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen İçkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır. Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.

alanya_kalesi_6

alanya_kalesi_7

kızıl_kule_2

Kızıl Kule;
Alanya Kalesi ile beraber kentin simgelerinden biri olan kule.

kızıl_kule_1

Kızıl Kule, Alanya Limanı’ndadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır.

kızıl_kule_3

İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur.

Kulenin sağlamlığını arttırmak için harcında yumurta akı kullanılmıştır. Kırmızı rengini veren ise dış yüzeyine sürülmüş olan yumurta sarısıdır.

kızıl_kule_4

kızıl_kule_5

Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Alanya Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Kızıl kule bir dönem tedavülde olan 250.000 TL’lik banknotların arka yüzünde kullanılmıştır.

damlatas_magarası_1
Damlataş Mağarası;
Alanya ilçesinde deniz kıyısında, tarihi yarımadanın batı kısmında bir mağaradır. Alanya şehir merkezine 3 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Mağaraya sarkıtlardan damlaya damlaya devam eden su damlaları nedeniyle Damlataş adı verilmiştir.

damlatas_magarası_2

1948 yılında liman inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu tesadüfen bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınmıştır.

damlatas_magarası_3

Mağaranın kapısından içeri girince 45-50 m uzunluğunda bir geçit, 13-14 m çapında ve 15 m yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ve sayısız sütun vardır. Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin M.Ö 10.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 m3 hava ihtiva etmektedir.

damlatas_magarası_4

İçindeki ısı yaz-kış 22,3 °C’dir. Nispi nem %98’dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760 mm’dir.

damlatas_magarası_5

Mağara boşluğunun tamamı 180-200 m2’dir. Mağara etrafındaki kalınlık 10m’yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 6-8 ayında devamlı damlar.

damlatas_magarası_6

Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalde 8-10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktive gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.

damlatas_magarası_7

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*