Edirne

Edirne, 1800 yıllarında İstanbul, Paris ve Napoli’den sonra Avrupa’nın dördüncü büyük şehri olup, İstanbul ve Bursa’dan sonra Osmanlı Eserleri bakımından en zengin üçüncü şehrimizdir.

edrine_1

Marmara Bölgesi’nin Trakya kısmında yer alan; Türkiye’nin Avrupa Yakası’nda ikinci büyük ve sınır boyu şehiridir. Sınır kapısı Edirne ; “Bursa’nın oğlu İstanbul’un babası olarak adlandırılır ve Osmanlı Devleti’nin ikinci başkenti olmuştur.

aycicegi

edirne_evi

edirne_kalesi

Edirne Kalesi

Roma İmparatoru Hadrianus’un yaptırdığı ve XIX.yy. ortalarına değin sağlam olan Edirne Kalesi, Tunca Nehri kıyısındaydı. Eski kaynaklarda 360.000 km2’lik bir alanı kapladığı, köşelerde silindirik, aralarda on ikişer küçük kule bulunduğu bildirilmektedir. Dokuz kapılıydı, dikdörtgen planlı, hendekle çevriliydi. Bu görünümüyle savunmalı Roma ordugahı (Castrum)görünümündeydi. Bu Hadrianus sikkelerinde görülen kent surlarından anlaşılmaktadır. Duvarlar birer dizi tuğla ve kesme taştan yapılmış olup 3 m. kalınlıkta, 6m. yükseklikteydi . Dört büyük kulenin adları şöyleydi: Büyük Kule – Makedonya (Saat) Kulesi, Yeni Burgaz Kulesi ya da Kafes Kule, Germe Kapı Kulesi, Zindan Kulesi..

merzifonlu_kara_mustafa_paşa_çesmesi

Merzifonlu Çeşmesi

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 1667 yılında yaptırılmıştır. Kesme taştan üç cepheli meydan çeşmesidir. Çatısı ahşap ve üzeri alaturka kiremitlidir.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1676-1683 yılları arasında sadrazamlık yapmıştır. II. Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Belgrad’da idam edilmiştir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Edirne’ de 14 adet çeşme yaptırmışsa da günümüze sadece bu çeşme ulaşmıştır.

ali_pasa_carsısı

Ali Paşa Çarşısı (Kapalı Çarşı)

Edirneliler ‘in daha çok Kapalı Çarşı adıyla andıkları Ali Paşa Çarşısı Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında dört yıl kadar Sadrazamlık yapan Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından 1569 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bir söylentiye göre Kırklareli’nde yapılacak bir camiye gelir temin etmek amacıyla yaptırılmıştır. Yapılmasındaki bir maksat da kıymetli eşya satan (altın, gümüş vb.) ticaret erbabını bir çatı altında toplamak ve bu ticaret erbabının korunmasını sağlamaktır. Çarşının bir özelliği de kemerlerinin kırmızı-beyaz taştan yapılmış olmasıdır.

selimiye_cami

Selimiye Camisi

Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” dediği anıtsal yapı Osmanlı-Türk sanatının ve dünya Mimarlık tarihinin baş yapıtlarındandır.

ulu_cami_1

Eski Cami (Cami-i Atik – Ulu Cami)

Edirne’de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 15. yüzyılda yapılmış cüsseli camilerin en önemlisidir. Edirne’de zamanımıza ulaşmış ilk orjinal abidevi yapı olarak da bilinir. Bu aynı zamanda Devletin büyümesinin de simgesidir. 1403’te Sultan I.Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414’te bitirilmiştir. Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer İbn İbrahim’dir.

ulu_cami_2

uc_serefeli_cami_1

Üç Şerefeli Cami

1443-1447 arasında, Sultan II.Murat yaptırmıştır. Cami Osmanlı sanatında erken ile Klasik dönem üslubu arasında yer alır. Burada, ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak, enine dikdörtgen bir yapıdır.

uc_serefeli_cami_2

Camiye adını veren üç şerefeli minare, Selimiye yapılana kadar minarelerin en büyüğü kabul edilirdi. Külahıyla birlikte 76 m. olup, merdivenindeki toplam basamak sayısı 203’tür.

Şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılır. Bu tarzıyla bir ilktir ve birinci merdiven bir ile üçüncü şerefeye, ikinci merdiven ikinci ile üçüncüsüne, üçüncü merdiven ise; doğrudan üçüncü şerefeye götürür.

tunca_nehri

Tunca Nehri, Bulgaristan’dan doğar ve Edirne’den Türkiye sınırlarına girer. Tunca Nehri’nin 12 kilometrelik bölümü Türk-Bulgar sınırını oluşturur. Meriç Nehrinin başlıca kollarındandır. Tunca Nehri 16. yüzyıla kadar, kentin içme suyu ihtiyacını da karşılayan bir nehir durumundaydı.

tunca_koprusu

Tunca Köprüsü (Ekmekçizade Ahmet Paşa)

Tunca nehri üzerindedir. 1608-1613 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı, Sultan Ahmet Camisi’ni de inşa eden Mehmet Ağa’dır ve o yıllarda Edirne’de yaşayan Mimar Hacı Şaban’ın da yapımına önemli katkılarda bulunduğu söylenir. Edirne’nin güzel köprülerindendir.

Asıl adı Defterdar Ekmekçizade Ahmet Paşa köprüsüdür. Halk arasında Tunca Köprüsü olarak anılır. Yapımında “Nehri altın ve gümüşle doldurmacasına para harcandığı” söylenir. Mimari yorumcular on gözü olan köprü için “Eşi Bulunmaz” nitelemesini yaparlar.

Üzerindeki parke granit taşlar Sultan Reşat’ın Edirne’yi ziyareti sırasında konulmuş orjinal taşlardır.

mezar_tasları

Osmanlı Mezar Taşları Sergileme Alanı

sultan_mehmet_dogdugu_ev

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*